12 Ekim 2015 Pazartesi

Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı

Her ne kadar ülkeler gelişmişlik durumlarında ilerleme kaydetse de bazı değerlerin bu gelişmenin paralelinde doğru yönde bir adım atamamaktadır. Bunun temel nedenlerinden en önemlisi eğitimdir. Eğitim şüphesiz yaşam standartlarını iyileştiren bilgi belleğinin yüklenmesini ifade etmektedir. Bu doğrultuda gerçekleştirilen dünya kız çocukları günü konferansında kız çocuklarının maruz kaldığı olumsuz durumlar çeşitli istatistiki veriler doğrultusunda analiz edildi.

Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı İstanbul'da Düzenlendi

Conrad Hotel İstanbul’da, ‘Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar’ temasıyla düzenlenen konferansa; Dünyanın önde gelen dayanışma derneklerinden üst düzey yöneticiler katıldı. Birleşmiş Milletler’in çalışmalarına göre, dünya üzerinde 116 milyon ilkokulu bitiremeyen kız çocuğu var.

Geçen sene 15 kız çocuğu 15 yaşına gelmeden evlendirildi

Hala dünya üzerinde yaşayan 250 milyon kadın 15 yaşının altında evlenmiş durumda.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın verilerine göre, Türkiye'de kadınların %26'sı reşit olmadan evleniyor. 18 yaşından erken evlenen kadınların %48'i şiddete mağruz kalıyor. Lise bitirenlerde şiddet görme oranı %27'ye, üniversite bitirenlerde %20'ye düşüyor.

Türkiye genelinde kadınların %31'i eğitime devam etmelerinin engellendiğini söylüyor, kırsala gittiğimizde rakam %40'a çıkıyor.

“Dünyaya gözünü açan her kız çocuğu, erkek çocukların karşılandığı sevinçle kucaklansın.”

Bu cinsiyetçi ayırımlara maruz kalmış acınası tablonun artık değişmesi gerekmekte. Bu farkındalığı sağlamak için artık her bireyin burada ister kız çocuğu olsun ister olmasın yukarıda değindiğimiz olumsuz durumlara sessiz kalmaması gerekir. Bugüne kadar yaşanılmaması gereken bu durumlara gebe olunmasında sessiz kalmanın büyük etkisi olduğu bir gerçektir.

Geçmişten günümüze gelindiğinde okur yazarlık oranlarında olan artış ve eğitim seviyelerinin ileriye taşınması zorunlu eğitim gibi keskin faktörler eşliğinde eskiye nazaran çok daha iyi durumda olduğumuzu söyleyebiliriz fakat bunu da salt iyi bir durum olarak da belirtemeyiz. Çünkü yaşanılmaması gereken durumların halen daha yaşanıyor olması gönül kırıcı bir durum. Bunun için diyoruz ki “Dünyaya gözünü açan her kız çocuğu, erkek çocukların karşılandığı sevinçle kucaklansın.” 

Son baharda çöktü şehrin üzerine

 

Öylesine keyifli bir ülkede yaşıyoruz ki kıymetini bilmeyiz çoğu zaman. İnsanlar hep Avrupa ülkelerine ilgi duyarlar keşke orada olsaydım ile başlayan cümlelerin ardından bir bakmışsınız ki Türkiye dışında sanki bütün ülkeler çok güzel bir tek yanlış ülke var ve ben burada yaşıyorum hissini size yaşattırdıkları muhakkak olmuştur.

Türkiye’ye özellikle yurt dışından gelen birçok turist, misafir, ziyaretçi vb. hemen hemen hepsinin bu ülkeye doğasıyla, mevsimleriyle birlikte büyük bir ilgi duyduklarını her seferinde dile getirdiklerini haberlerden duyabiliyoruz. Peki neden bizim insanımız böylesine güzel zenginlikler içerisinde yaşadığı halde bunun farkında değil?

Bu soruyu sormak aslında bir suç olarak kabul ediliyor şu dönemlerde. Nedeni ise kapalı görüşlü olarak isminiz karalanır ve bir kenara itilirsiniz. Aslında bu tür insanların anlamadıkları önemli bir şey var. Ülkemiz gerek tarihi gerekse doğal hatta ve hatta stratejik konumu itibariyle çeşitli ülkelerce örneklerinde yer almaktayız. Nedense bizim kendi değerlerimize sahip çıkmama gibi geleneksel olumsuz bir tavrımız var. Bu konunun derinine indiğimizde ilk başta televizyona yorularak sosyologlar bununla ilgili açıklamalar yapıyordu, şimdi ise aynı şekilde yine kökeni teknoloji olmakla birlikte telefon ve interaktif medya sorumlu tutuyor. Bunların temel sebebi de Batı özentisi yaratan dizi, film, program, haber ve benzeri gibi durumlar olarak değerlendiriliyor.

Bu haberlerin yani sosyologların söylemlerine hak vermemek doğru olmaz. Netice aynı şekilde toplumsal bir özentiden söz edebiliriz. Bunu insanların kılık kıyafetlerinden fark edebilmemizde mümkündür. Bu kadar yakınmadan sonra size güzide ülkemin en değerli şehrinden birkaç son bahar manzarasını derlemek istiyorum.

Her mevsim zamanında güzeldir der büyüklerimiz. Benim içinde aynı kıstas geçerlidir. İlkbaharda açan çiçekler, yaprakların demlenme zamanıdır sonbahar. Belki içerisinde biraz hüzün barındırır belki de ayrılıklar. Yeşilden sarıya dönüşümün hızlanıp yok olduğu bu mevsimde insanların bu heyecanı güzel ülkemde yaşamaları ayrı bir duygu…