Sayın Korkut Özal… Bugün günlerden cumartesi… Bakanlığınızın, belki de siyasi hayatınızın kaderi bugün çözülüyor. Meclis size ya evet diyecek ya da hayır! Ama siz her ikisini de beklemeyin. Basın istifayı gidin…
Gidin ki, Türkiye’de bir işi beceremeyen siyasilerin istifa edebileceklerini de gösterin. Bilin ki istifanız, sizinle karşıt fikirde olmasına rağmen, size büyük saygısı, sevgisi ve bağlılığı olan oğlunuza bırakacağınız en büyük mirastır. Sizinle bir Marmaris akşamında tanışmıştık Korkut Özal…
TPAO Genel Müdürüydünüz. Bir arkadaşımız da aynı kuruluşta görevli bir petrol mühendisiydi. Adı “aşırı solcu”ya çıkmışlardandı. Aslında solculuğunu sakladığı filan yoktu. Çünkü petrolün millileştirilmesini istiyordu, yeraltı kaynaklarımızın peşkeş çekilmemesini istiyordu, dışa bağlı enerji politikasının, bir gün ülkeyi açıkta bırakacağını söylüyordu.
İşte bu yüzden adını “gomonist”e çıkarmışlardı. Bir Marmaris akşamında bunları konuşuyorduk. Söz sizden açıldı, biri atıldı:
“Bırak canım, takunyalının biridir o!”
O günlerde ağabeyinizle, adınız “takunyalı biraderlere çıkmıştı.
O solcu, o aşırı solcu, o “gomonist” diye lekelenen arkadaş birden dikildi:”Yoooo! Korkut özal’ı ‘birtakım insanlarla aynı kefeye koyamazsınız. Namaz kılması, dindar olması onun için eksiklik, bir eleştiri konusu değildir. TPAO, TPAO olalı böyle bir genel müdür görmedi. Dürüsttür, çalışkandır, bilgilidir ve hepsinden önemlisi ciddidir.”
Size “takunyalı” diyen şaşırdı: “Sen nasıl böyle dersin? O sağcı, sen İse solcu?”
“Ne olursa olsun… İster sağcı olalım, ister solcu olalım bu ülke bizim. Asgari müştereklerde birleşmek zorundayız. Yeter ki dürüst ve ciddi olalım.”
İşte sizinle böyle tanışmıştık Sayın Korkut Özal… Bu tanışmamız bugüne kadar sürüp geldi. Ama hiç yüz yüze gelmedik.
CHP-MSP koalisyonunda, birinci MC’de bir “değer” olduğunuzun belirtileri vardı. Her ne kadar keyfi tayinler yapıp Danıştay kararlarını uygulamıyorsanız da, televizyona dikip akıllı uslu laflar edebiliyordunuz.
Sıra ikinci MC’nin kuruluşuna geldi. İçişleri Bakanlığı büyük pazarlık konusuydu. Sütün yüreğimizle İçişleri Bakanlığının MSP’ye verilmesini ve başına da sizin gelmenizi istedik. Bir Asiltürk döneminden sonra mevcudun içinde sizden iyisi yoktu. İsteğimiz gerçekleşti.
Devletin güvenlik kuvvetlerini ayrım yapmadan yöneteceğinizi, anarşiyi bir ölçüde önleyebileceğinizi ve bu milletin evlatlarına sahip çıkacağınızı sanmıştık. Böyle sanmakta haklıydık. Ciddi bir devlet adamından beklenen buydu. Biz de sizi öyle tanıyorduk. Ama ilk umudumuzu, verdiğiniz demeçle kırdınız:
“İki ay sonra anarşinin kökünü kazıyacağım” diyordunuz.
Necdet Uğur, sizi televizyondaki açıkoturumda sıkıştırıyordu. Ama siz anarşinin toplumsal çelişkilerden doğduğunu, bir toplum buhranı olduğumu kabul etmediniz. Size göre anarşinin nedeni siyasiydi.
Yanılıyordunuz! Gerçeği beş ay sonra görüp “Anarşiyi idareciler önleyemez. Anarşinin nedeni siyasi değil, toplumdaki bunalımdır” dediğiniz zaman iş işten geçmişti. Bir siyasi mevta haline gelmiştiniz.
Çelik yelekler giyip elinize silahlar alıp gösteriş olsun, diye resimler çektirdiniz. Kan gövdeyi götürürken “Anarşinin tırmanması bitti, inişe geçti” gibi laflar ettiniz. Her gün fidan gibi vatan evlatları öldürülürken, validenizi atıp hacca gittiniz. Ama lütfen burasını yanlış anlamayın. Bu memleketin birtakım vatandaşları Paris’e, Roma’ya, Madrid’e gidiyorsa, birtakım vatandaşları da hacca gidecektir. Kimsenin buna laf etmeye hakkı yoktur.
Bizim eleştirdiğimiz sizin kan gövdeyi götürürken bakanlığı bırakıp hacca gitmenizdir.
Diyeceksiniz ki, “Kalsam ne olacaktı? Anarşi duracak mıydı?”
Elbet durmayacaktı. Ama işin bir de ciddiyeti vardı. Onu unuttunuz. Devri iktidarınızda olanları sıralamaya ne dilimiz, ne yerimiz, ne de yüreğimiz elveriyor. İktidarınızın son kara damgalarından biri Prof. Yalçın Sanalan’m evinde vurulması ve Hacettepe Üniversitesinin bir yıl kapatılmasıdır.
İstifa ediniz Sayın Korkut Özal! Devletin güvenlik kuvvetlerini tarafsızlıkla yönetebileceğinizi sanmıştık. Yapamadınız! Anarşiyi bir ölçüde önleyeceğinizi sanmıştık! Anarşiye teslim oldunuz. Bu milletin evlatlarına sahip çıkacağınızı sanmıştık! Kendi oğlunuza bile sahip olamadınız. Zavallı kaç kere dayak yedi…
İstifa ediniz!
Ediniz ki, tarih sizi bir ölçüde affetsin! Birkaç saatiniz kaldı. Bu şansınızı tepmeyin!…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.